Yaşam Alanlarında Güvenlik

Halil İmamoğlu, İş Baş Müfettişi, A sınıfı İSG Uzmanı, İAÜ Öğretim Görevlisi


İnsanoğlu çıplak geldiği evrende bir parça bezden sündüse, mağaradan cennete hep daha iyiye ulaşma azmi ile yaşamaya devam etmektedir. Bu yaşam her zaman süt liman değildir; beslenmeden sağlığa, giyinmeden barınmaya tehlikelerle doludur.

Zamanla yaşam tarzı ve alanları değişirken tehlikeler de değişiyor ve çoğalıyor. İnsanoğlu, ateşe kavuşunca yangın ve yanma; kömür kullanmaya başlayınca, karbon monoksit zehirlenmesi; elektriğin icadı ile elektrik çarpması; sıvı gaz kullanımı ile parlama ve patlama riskleri ile karşılaşmıştır. Bilimsel, kültürel, teknolojik, sanatsal tüm gelişmelere rağmen risklerin azalmamasının en önemli nedenlerinden biri ekonomik kaygıların, insan sağlığının önünde tutulmasıdır. Oysa hiçbir şey insan sağlığından daha önemli değildir. İbn-i Haldun, Mukaddime adlı eserinde insanların yarattıkları şehirleri kötü huyları ve ekonomik nedenlerle yaşanmaz hale getirdiklerine değinmiştir. Karl Marx’ın alt yapı üst yapıyı etkiler diyalektiği de bu görüşle benzerlik gösterir.

Konuya bazı kavramların açıklaması ile başlamak istiyorum. Tehlike, zarar doğurabilecek her kaynak; risk, tehlikeden ortaya çıkan, zarar doğuran, sağlığı etkileyen enerji; sağlık ise “güçlü ve hastalıksız beden, ruhen ve sosyal bakımdan tam bir iyilik hali” (Dünya Sağlık Örgütü) olarak tanımlanabilir. Bu tanımlara göre tehlike hayatın her anında ve her yerinde varken risk için aynı şey söylenemez. Bir tehlike kaynağından her an risk doğmayabilir. Bir durumda risk sayılan, başka bir durum için risk olmayabilir. Risklerin algılanma seviyesi her bireyde farklı olabilir, zamanla değişebilir. Hatta en kötüsü bu riskler kanıksanabilir. Bu anlamda, risklerin algılanması ve tehlikelerin tanımlanması oldukça önem kazanmaktadır.

Burada ilk konumuz, ilk adımla başlayan düşme riski olacaktır. Balkon, merdiven korkuluklarındaki yanlışlıkları, bu yanlışlıklara iten düşünceleri de deşerek anlatmaya çalışacağım. Korkuluklarla ilgili bazı yönetmelikler ve şartnameler bulunmaktadır fakat korkuluk ara bölmeleri için tek yasal düzenleme, çalışanın sağlık ve güvenliğini korumayı amaçlayan Yapı İşlerinde İş Sağlığı İş Güvenliği Yönetmeliği’dir (5.10.2013-28786 RG ). Bu yönetmeliğe göre, korkuluk en az 1 m olmalı, ana korkuluk ve topuk levhası arasındaki aralık 47 cm.den fazla olmamalıdır. MEGEP’te bu aralığın 13 cm olması gerektiğinden söz edilmektedir. Yaşam alanları için, özellikle çocukların güvenliği açısından korkuluklar ayrıca değerlendirilerek ele alınmamıştır. Bu konuda yasal düzenlemelerin eksikliği birçok yanlışa ve dolayısıyla kazaya yol açmaktadır.

Bu aralığın çocuklar için 10 cm olması gerektiği kanısındayım. Buna göre 2×1 metrekarelik bir balkon korkuluğunu ele alalım: Burada 1metre boyunda 19 adet dikey ara bölme veya 2 metre uzunluğunda 9 adet yatay ara bölme kullanılabilir. Burada ciddi bir maliyet farkı yoktur.  Bu örnek üzerinden genel düşünce akışına bakalım: “10 cm gibi bir yasal zorunluluk yoksa ben neden bu kadar malzeme kullanayım?” İşte burada maliyet devreye giriyor.“4x1m tane dikey profilkullanırsam aralıklar 40 cm olur. Yönetmeliğe uyar. Fakat buradan çocuk düşer.” Burada maliyet, güvenlik ve yasa bir arada düşünülüyor.“Eğer 2x2m yatay profil kullanırsam bölmelerin arası 33 cm olur. Bu da yönetmeliğe uyuyor. Dikey kullanıma oranla da bir maliyet artışı yok.  Hem de buradan çocuk düşmez.”Burada, vicdan ile cüzdan arasındavicdandan yana tercihkullanılıyor. Fakat çocuğun yatay profilleribasamak olarak kullanarak tırmanıp düşmesi hiç mi akıllara gelmez? İnsan aklı bunu kavrar; ama burada riskleri hafife alma, kanıksama, maliyet ile merhamet arasında sıklet ölçme ve bilgisizlik devreye giriyor.“Yok artık, çocuğun tırmanması da fazla evhamlılık! Diyelim ki tırmanacak, birisi mutlaka onu engeller. Hem o yaşta çocuk hiç yalnız bırakılır mı? Gereksiz yere bu kadar masraf niye yapalım?” İşte bu akıl tutulması binlerce çiçeğin solmasına yol açıyor.

 Bir sonraki sohbette görüşmek üzere güvende ve sağlıklı kalınız.

bi_özet gayrimenkul | 1. sayı | Nisan 2017

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s