Konutta Pazar Bölümlendirmesi ve Tüketiciler

Engin Başaran, Tüketici Uzmanı, Onursal Başkan TÜDER, e.basaran4@gmail.com


Konut arzı mı tüketici talebini yaratmalı, tüketici talebi mi konut arzını yaratmalı? Dünya değişiyor. Dünyayla birlikte tüketicilerin yaşam tarzları; istekleri, alışkanlıkları, ihtiyaçları, beklentileri vb. her şey değişiyor! Dünya değişirken doğadan, doğal yaşamdan ve ne yazık ki muhteşem doğal güzelliklerden de uzaklaşılıyor. Betonlaşıyoruz; makineleşiyoruz; biyonik insanlara dönüşüyoruz hızla! Maddi değerler, manevi değerlerin çok ötesine geçiyor; yalnızlaşıyoruz. Dünya bir pazar; bizler de tüketici, satıcı, üretici olarak bu pazarın birer oyuncularıyız. Çalışıyoruz, çırpınıyoruz; az veya çok kazanıyoruz ve hep tüketiyoruz, tüketiyoruz… Doğayı, değerlerimizi, kendimizi… Gıda tüketiyoruz, teknoloji tüketiyoruz, enerji tüketiyoruz, konut tüketiyoruz…

Tükettiklerimizin içinde en zor ulaşılabilir olanı da konut; çoğumuz yaşamımızda yalnız bir kere sahip olabildiğimiz konutlar için en temel ihtiyaçlarımızdan bile vazgeçiyor, konut sahibi olabilmek için büyük fedakârlıklar yapabiliyoruz. Bu arada:

  • Türkiye nüfusu hızla artıyor; genç çoğunluklu bir nüfusa sahibiz.
  • Ortalama yaşam gittikçe uzuyor.
  • Çalışma yaşamı çeşitleniyor; işbölümü artıyor ve aileler küçülüyor!
  • İstikrarsız bir siyasi/ekonomik ortam sürekliliği var.
  • Adil paylaşımdan çok uzak; zenginlerin çok zengin olduğu, yoksulların çok olduğu sosyo/ekonomik bir ortamdayız.
  • Özellikle büyük kentlerde gençler aileden çabuk kopuyor, yaşlılar yalnız yaşamayı seçiyor; sosyal olanaklar çok yetersiz.
  • Tüketici kimlikli vatandaşların satın alım gücü düşük. Kamu/üretici/satıcı yanında tüketici çok zayıf; karar mekanizmalarında yer almıyor, pazarda belirleyici olamıyor, örgütlenmesi zayıf.

İşte bu manzara Türkiye’deki demokratikleşmenin de tam bir göstergesi; ekonomide demokratikleşme sağlanamamış ve bu gerçekleşmediği için de sağlıklı bir demokrasiye geçiş yapılamamıştır. Bu koşullar altında inşaat sektörü rant endişeli; çoğu kez plansız, sağlıksız, gelişigüzel, yeşilden/estetikten uzak; denizle arasına duvarlar örerek, kentleri renksiz beton yığınlarına çevirerek büyüyor. Son yıllarda inşaat sektöründe; doğa/doğal yaşam ranta kurban edildiği ve çevre haklarının, hukukun çoğu kez göz ardı edildiği -demografik özellikler (yaş, cinsiyet, gelir, meslek, aile büyüklüğü, medeni durum), psikografik özelliklerin (kişilik, yaşam tarzı, sosyo/ekonomik statü) dikkate alınmadığı- gelişigüzel, hormonlu bir büyüme var. Oysa değişen/gelişen tüketici bilinci; artık bilimsel, çağdaş/sosyal pazarlama yöntemlerinin uygulanarak, tüketicilerin demografik, coğrafik, psikografik özelliklerine göre ve doğa/çevre koşullarının gözetilerek konut üretilmesini talep ediyor.

Günümüzde kalabalık, gürültü, trafik, stres kent yaşamını zorlaştırmış ve yeni tüketim trendlerinin ortaya çıkmasına neden olmuştur, olmaktadır; artık yazlıklar yerini devamlı oturulacak mekânlara bırakır olmuştur; yeni arayışlar başlamıştır. Bu konuda yapılacak bir pazar araştırması Türkiye’de bu talebi ortaya koyacaktır.

Yeni tüketim trendine göre; aynı sosyo/ekonomik özellikleri taşıyan birbirine yakın yaş grupları (35-45) gençlerin veya emekli olmuş, kent yaşamından bıkmış orta yaşlı grupların kent dışında, sakin yerlerde, doğa içinde arsa arayışları hızla artar olmuştur ve gittikçe yaygınlaşmaktadır. Emekliler için kent dışında yaz/kış oturulacak, az metrekareli/kullanışlı, düz/destekli ara yolları olan, meşgul olunacak ufak veya ortak bir bahçesi ve ortak sosyal alanları bulunan; düşme riskine karşı her tür önlemin alındığı, küçük/işlevsel mobilyalarla döşenmiş, destekli tuvaleti/banyosu bulunan konut arayışları artmıştır. Yalnız yaşayan, çalışan, okuyan gençler için de kent içinde ulaşımı kolay, küçük/kullanışlı, ucuz mekânlara ihtiyaç oluşmuştur.

Daha da çeşitlendirilebilecek bu ihtiyaçlar ve talepler inşaat sektörü için yeni birer fırsattır. Bunun için öncelikle ciddi bir pazar araştırması, arkasından bir konut pazarı bölümlendirmesi yapılması; ihtiyaçların/taleplerin belirlenmesi, hedef pazarların seçilmesi ve hedef kitlelerinin istek, beklenti, ihtiyaçlarına uygun konutlar üretilmesi kazancı, verimliliği, memnuniyeti de beraberinde getirecektir. Üretimin olmazsa olmaz koşulu günümüz standartlarına uygun olarak güvenlik, sağlık, çevre, estetik gibi kriterlere uyguluk olmalıdır. Bu şekilde değişik tüketici gruplarının istek/ihtiyaçlarına göre konut üretimine yol açıp tüketici memnuniyeti sağlanırken bir yandan da konut üretenlerin kaynaklarını daha etkin kullandığı, hedef kitle özelliklerine göre üretilen reklam/satış yöntemlerinin kolaylaştığı, performansın arttığı görülecektir. Pazar bölümlendirmesi ile hedef kitlelerin istek ve ihtiyaçlarına, ödeme güçlerine göre konut üretilmesi ve sonuçta tüketicilerin memnuniyetinin sağlanması beraberinde mutlak bir başarıyı da getirecektir.

Kısacası konut sektörü; konut üretiminin temeline pazarlama bilimini, başına tüketicinin ihtiyacını, talebini, ödeme gücünü; sonuna tüketici memnuniyetini koyarak konut üretmelidir. Birleşmiş Milletler (BM) tarafından kabul edilen ve 1985 yılında bizim de imzaladığımız Evrensel Tüketici Beyannamesi’ne göre en önemli tüketici haklarından biri de tüketicinin seçme hakkıdır. Araştırarak, soruşturarak, inceleyerek, belirleyerek tüketiciye ne kadar seçme şansı verilirse tüketicinin tatmini/memnuniyeti de o kadar artacak; konut üreten, pazarlayan, satan daha çok kazanacaktır.

bi_özet gayrimenkul | 3. sayı | Kasım 2017

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

w

Connecting to %s